Mısır dili, tarih öncesi dönemlerde aşağı Nil Vadisi’nde konuşulan dillerden biri olmasına rağmen, ilk yazılı örnekleri yaklaşık M.Ö. 3200 yılına kadar ortaya çıkmamıştır. Bilinen en eski hiyeroglifler, ilk Mısır krallarının büyük bir devleti konsolide edip yönetmeye başladıkları dönemde görülmektedir. Bu yazı sisteminin başlangıçtan itibaren kraliyet bağlamında kullanıldığı düşünülmektedir ve muhtemelen Mısır’da yazının icat edildiği ortam budur. Önceleri yazının önce Mezopotamya’da icat edildiği ve sonra Mısır’a yayıldığı düşünülüyordu. Ancak, iki bölgedeki yazı sistemlerinin yapıları, alfabeleri, kullanım amaçları ve malzemeleri oldukça farklıdır. Bu yüzden yazının hem Mısır’da hem de Mezopotamya’da bağımsız olarak icat edildiği görüşü daha mantıklıdır.
Mısır dili, firavun döneminden Grek-Romen dönemine kadar yaklaşık 3.000 yıl boyunca kullanılmış ve zamanla değişime uğramıştır. Bu değişimler yazılı dilde de bir ölçüde yansımıştır. Eski Mısır yazısı, en erken biçimiyle “Erken Mısır Dili” olarak adlandırılır ve Hanedan öncesi ile ilk üç hanedana tarihlenir. Bilinen en eski hiyeroglifler, mezarlarda bulunan eserler üzerinde yer alır. Bunlar kraliyet mühürleri, önemli devlet yetkililerinin etiketleri ve mezar hediyelerine eklenen işaretlerden oluşur. En ünlü erken dönem hiyeroglif eserlerinden biri, Narmer Paleti’dir. Bu dönemde yazı sistemi standartlaşmamış olup, kelimeleri doğrudan bilgi kaydı amacıyla kullanmaktaydı.
Eski Krallık döneminde (4.–6. Hanedanlar), “Eski Mısır Dili” olarak bilinen yazı sisteminin birçok metni günümüze ulaşmıştır. Hiyeroglif yazılar, özel mezar duvarlarında sahnelerle birlikte kullanılmıştır. Ayrıca bu dönemin sonlarında, firavunların mezarlarında yer alan ilk kraliyet cenaze metinleri olan “Piramit Metinleri” ortaya çıkmıştır.
Orta Mısır Dili (Klasik Mısır Dili), Orta Krallık ve İkinci Ara Dönem’e (11.–13. Hanedanlar) ait olup, Eski Mısır edebiyatının en önemli metinleri bu dönemde yazılmıştır. *Batmış Denizcinin Hikâyesi* ve *Sinuhe’nin Hikâyesi* gibi edebi eserler bu döneme aittir. Ayrıca matematik, tıp ve veterinerlik ile ilgili bilimsel metinler, resmi belgeler ve dini yazılar da Orta Mısır Dili ile kaleme alınmıştır. Özel cenaze metinleri, Orta Krallık döneminde tabutların üzerine yazıldığından “Tabut Metinleri” olarak adlandırılmıştır. Yeni Krallık cenaze metinleri arasında, ünlü *Ölüler Kitabı* (daha doğru adıyla *Gündüz Yola Çıkış*) ve kraliyet mezarlarında bulunan yeraltı kitapları da yer alır.
Geç Mısır Dili, Yeni Krallık’ın (19.–20. Hanedanlar) geç dönemi ve Üçüncü Ara Dönem’e aittir. Bu dil, 18. Hanedan’ın sonlarına kadar tam anlamıyla yazılı olarak kullanılmamıştır. Akhenaten’in hükümdarlığı sırasında ilk defa tam yazılı biçimde ortaya çıkmıştır. Yeni Krallık tapınaklarının duvarlarında hala Orta Mısır diliyle yazılar yer almaktaydı. Ancak bu dönemde edebi metinler, hukuki belgeler ve hatta işçi grevleri gibi devlet kayıtları Geç Mısır Dili ile kaleme alınmıştır.
Demotik yazı, Geç Dönem’de (26. Hanedan, M.Ö. 664–525) ortaya çıkan bir yazı biçimidir ve Greko-Romen dönem boyunca kullanılmaya devam etmiştir. Demotik edebiyat büyük ölçüde anlatı ve öğretici metinlerden oluşmaktadır. Demotik yazının bilinen en son örneği, Philae Tapınağı’nda bulunan M.S. 452 tarihli bir yazıdır.
Antik Mısır dilinin en son evresi Kıpti’dir ve M.S. 2. yüzyıldan itibaren yazılmaya başlanmıştır. Hiyeroglifler, Mısır’daki pagan tapınaklarla ilişkilendirildiğinden, Hristiyan Mısırlılar kendi dillerini Yunanca’dan türeyen Kıpti alfabesiyle yazmaya başlamışlardır. En son hiyeroglifler M.S. 4. yüzyılda görülmüş, ardından bu yazı sistemi zamanla unutulmuştur. M.S. 7. yüzyıldaki Müslüman fetihleriyle birlikte Arapça, Mısır’da yaygın olarak konuşulan ve yazılan dil haline gelmiştir. Günümüzde Kıpti dili, Mısır Kıpti Kilisesi’nin dini ayinlerinde hala kullanılmaktadır.
Copyright 2024 Archaeology theme. Tüm Hakları Saklıdır.