Gold and Black Traditional History Project Presentation(1)

Birkan Ayaz

Menkaure Piramidi

Menkaura Piramidi, Gize platosunun güneydoğusunda, diğer iki büyük piramitle birlikte köşegen bir hizalanma oluşturacak şekilde konumlandırılmıştır. Lehner’in hesaplamalarına göre, tamamlanmamış hâliyle Menkaura’nın piramidi, Büyük Piramit’in (Khufu) kütlesinin yalnızca onda biri kadardır. Yaklaşık 65 metre yüksekliğinde ve 102,2 × 104,6 metre taban ölçüsüne sahip olan yapı, alt sıralarında son derece pahalı ve nadir bulunan Asvan granitiyle kaplanmıştır.

Menkaure Piramidi

Piramidin iç yapısı oldukça karmaşık geçitler ve odalardan oluşmaktadır: granit kaplı yeraltı mezar odası, altı nişli bir heykel odası olduğu düşünülen alan ve duvarlarına sahte kapı motifi işlenmiş bir başka oda bunlar arasındadır. Mezar odasında, zarif işlemelere sahip bir lahit bulunmaktaydı. Bu lahit, 19. yüzyılda Howard Vyse tarafından İngiltere’ye gönderilmek istenmiş, ancak gemi Akdeniz’de bir fırtına sırasında batmıştır.

Üst odalardan birinde bulunan insan kemiklerine yapılan karbon tarihlemesi, bu kalıntıların firavun döneminden sonraya ait olduğunu ortaya koymuştur. Piramidin çevre duvarının güneyinde yer alan ve “kraliçe piramitleri” olarak adlandırılan üç küçük piramitten birinde, genç bir kadına ait kalıntılar bulunmuştur. Bu üç yapının en az ikisi ya tamamlanmamış ya da bilerek basamaklı biçimde inşa edilmiştir.

Menkaura’nın cenaze tapınağı ile vadi tapınağı, taş işçiliğiyle tam olarak tamamlanamamış; aceleyle kerpiç kullanılarak tamamlanmıştır. Bu yapılar, 20. yüzyılın başlarında George Reisner tarafından kazılmış ve tüm buluntular detaylı çizimler, fotoğraflar ve saha notlarıyla belgelenmiştir.[1] Reisner, cenaze tapınağında Menkaura’ya ait devasa traverten bir heykelin parçalarını, vadi tapınağında ise kralı, tanrıça Hathor ve yerel bir tanrı ile betimleyen triad heykellerini gün yüzüne çıkarmıştır.

Ayrıca, Menkaura ile eşi Kraliçe Khamerernebty II’yi kucaklaşmış şekilde gösteren çift heykel, Eski Krallık sanatının en büyük başyapıtlarından biri olarak kabul edilir. Heykelin antik dönemdeki görünümü muhtemelen farklıydı; çünkü üzerinde hâlâ görülebilir olan boya kalıntıları, orijinalde renkli olduğunu göstermektedir. Reisner ayrıca, farklı oyma aşamalarında bırakılmış 15 kral heykelciği de keşfetmiştir.[2] Bu figürler, kraliyet heykeltıraşlarının kullandığı adım adım üretim sürecine dair değerli bilgiler sunar.

Dördüncü Hanedanlık, Menkaura’nın ardılı olan Shepseskaf’ın kısa süreli hükümdarlığıyla sona ermiştir. Shepseskaf, Giza’da bir piramit yerine, Güney Sakkara’da bugün “Mastabet el-Fara’un” (Firavunun Mastabası) olarak bilinen devasa bir mastaba mezar inşa ettirmiştir (99,6 × 74,4 metre).[3] Çift duvarla çevrili bu anıt, piramit kompleksinin pek çok unsurunu barındırır: doğu tarafında bir cenaze tapınağı, bir kutsal geçit yolu ve henüz kazılmamış bir vadi tapınağı. Mezar odası, granit bloklarla döşenmiş olup, tonozlu bir tavana sahiptir.

Shepseskaf’ın mastaba mezarı ve Menkaura’nın piramidi, Khufu ve Khafra’nın anıtlarına kıyasla belirgin şekilde daha küçük ölçekte kalmıştır. Menkaura’nın yaklaşık 29 yıl hüküm sürdüğü düşünülse de piramidi seleflerinin görkemiyle kıyaslandığında daha küçük planlanmıştır. Oysa, piramidin bazı bölümleri Asvan’dan nehir yoluyla taşınan pahalı granit kaplama bloklarla inşa edilmiştir.

Lehner’e göre, Gize platosunda üçüncü bir büyük piramit inşa edilebilecek yeterli alan kalmamış olabilir. Bir başka görüş ise, piramitler küçülürken, tapınak komplekslerinin genişlediğini öne sürer – bu eğilim özellikle Eski Krallık’ın ilerleyen dönemlerinde açıkça gözlemlenmektedir.


[1] George Andrew Reisner, Mycerinus: The Temples of the Third Pyramid at Giza, Harvard University Press, Cambridge, 1931, s. 1-120.

[2] George Andrew Reisner, Mycerinus: The Temples of the Third Pyramid at Giza. Harvard University Press, Cambridge, 1931, s.54-89.

[3] Maragioglio, Vito – Rinaldi, Celeste A. L’Architettura delle Piramidi Menfite, Parte V. Grafica Editrice, Torino, 1975, s. 44-57.