III. Mentuhotep

İçindekiler

Dönem: M.Ö. 2004 – 1992 civarı (11. Hanedanlık / Orta Krallık). Hüküm Süresi: Yaklaşık 12 Yıl (Turin Kral Papirüsü’ne göre). Taht İsmi (Praenomen): Sankhkare (“Ra’nın Ruhu Yaşatır / Can Verir”). Horus İsmi: Sankhtawyf (“İki Diyarını Besleyen/Canlandıran”).

Kökeni ve Ailesi

III. Mentuhotep, babasının 51 yıllık devasa saltanatının gölgesinde yaşlanmış ve tahta muhtemelen orta yaşın üzerinde çıkmıştır. Babası efsanevi kurucu II. Mentuhotep, annesi ise baş kraliçelerden biri olan (ve halktan geldiği düşünülen) Kraliçe Tem’dir. Kraliçe Tem’in mezarı, kocasının Deir el-Bahri’deki devasa kompleksinin tam kalbinde yer alır. Tahtı devraldığında içeride isyan kalmamış, dışarıda düşman bırakılmamıştı. O, “fatih” değil, “yönetici” olmak zorundaydı.

Halefi: Kendisinden sonra 11. Hanedanlık’ın son kralı olacak olan gizemli IV. Mentuhotep tahta çıkacaktır. Ancak IV. Mentuhotep’in onun öz oğlu mu, yoksa hanedan dışından bir gaspçı mı olduğu Mısırbilim dünyasında hala tartışmalı bir konudur.

Dini Yaklaşımı

Kralın inşaat faaliyetleri ağırlıklı olarak dini yapıların restorasyonuna ve yeni tapınak inşalarına odaklanmıştır. Batı Teb’deki sarp kayalıklarda, deniz seviyesinden oldukça yüksek bir noktada, kerpiçten bir tapınak inşa ettirmiştir. Macar arkeolog Győző Vörös tarafından detaylıca kazılan bu tapınak, Horus’a adanmıştır ve Arkaik Dönem’den kalma çok daha eski bir tapınağın temelleri üzerine kurulmuştur. Bu, kralın antik geleneklere ve atalarının teolojisine olan saygısını gösterir. Abydos’taki Osiris tapınağına kendi adına kerpiç eklemeler yapmış, taşra kültlerini destekleyerek dini merkeziyetçiliği güçlendirmiştir.

Politikaları

III. Mentuhotep döneminin en belirgin özelliği, kılıçların yerini ticaret gemilerinin ve karavanların almasıdır. Dönemin en büyük olayı, Hazine Sorumlusu (Steward) Henu (veya Henenu) komutasında gerçekleştirilen efsanevi Punt seferidir. Wadi Hammamat taş ocaklarında bulunan yazıtlara göre Henu, Koptos’tan Kızıldeniz kıyısına (Mersa Gawasis) 3.000 kişilik bir ordu/işçi grubuyla yürümüştür.Henu’nun yazıtı askeri bir zaferi değil, lojistik bir başarıyı över: Çöldeki her bir adama günde 2 testi su ve 20 somun ekmek sağlandığı, yollardaki isyancı bedevilerin temizlendiği ve kuyular kazıldığı anlatılır. Gemiler Kızıldeniz’den Punt’a (bugünkü Somali/Eritre kıyıları) yelken açmış; tapınak ritüelleri için hayati önem taşıyan mür (tütsü), sakız ve egzotik hayvanlarla geri dönmüştür. Eski Krallık’tan beri unutulan bu ticaret ağının yeniden açılması, Orta Krallık’ın ekonomik olarak tam anlamıyla şaha kalktığının kanıtıdır. Doğudan (Sina/Levant) gelebilecek göçebe sızmalarına karşı Delta bölgesinde tahkimatlar (kaleler) inşa ettirerek sınır güvenliğini sağlamlaştırmıştır.

Ölümü ve Mirası

Yaklaşık 12 yıllık huzurlu ve bereketli bir saltanatın ardından III. Mentuhotep hayata gözlerini yumdu.

Babasının Deir el-Bahri’deki muazzam tapınağından etkilenerek, o da hemen güneydeki bir vadide kendi cenaze tapınağını başlatmıştır. Ancak saltanatı kısa sürdüğü için bu yapı asla bitirilememiştir. Arkeologlar burada sadece tapınağa giden yükseltilmiş yolu (causeway) ve inşaatın başlama ritüellerinde gömülen “kuruluş depozitlerini” (foundation deposits) bulabilmişlerdir. III. Mentuhotep, Mısır tarihinin en parlak dönemlerinden birinin görünmez kahramanıdır. Bürokrasiyi tıkır tıkır işler hale getirmiş, hazineyi doldurmuş ve ardıllarına ekonomik bir süper güç bırakmıştır.

Kaynakça-Dipnot

.

.

.

.