Bir zamanlar, Kral Men-kheper-ra (III. Thutmose) döneminde, majestelerinin Yafa’da (Joppa) bulunan hizmetkârları isyan bayrağını çekmişti. Bunun üzerine Majesteleri şöyle buyurdu:
General Tahutia, piyadeleriyle birlikte gitsin ve Yafa’daki bu yozlaşmış düşmanı yok etsin.
Ardından sadık adamlarından birini yanına çağırdı ve ona gizlice şu emri verdi:
Mucizeler yaratan o büyük asamı, ordunun teçhizatları arasına sakla.
Yafa’daki Düşman, ordusuyla birlikte şehirden dışarı çıkmış ve General Tahutia ile buluşmuştu. Tahutia, ona sahte bir teslimiyet göstererek güvenini kazandı. Düşman, Tahutia’yı kendi karargahına davet etti, onunla yiyip içti ve savaşı kazandığını sanarak büyük bir kibre kapıldı.
Sohbet esnasında Yafa’daki Düşman, Tahutia’ya dönüp küstahça şöyle dedi: Şu dillerden düşmeyen, Kral Men-kheper-ra’nın (III. Thutmose) yenilmez ve mucizeler yaratan büyük asasını görmeyi çok arzu ediyorum.
Tahutia, asayı getirmesi için adamlarına işaret verdi. O devasa asayı eline aldığında, aniden Düşman’ın üzerine atıldı ve Kral’ın büyülü asasıyla onun şakağına şiddetli bir darbe indirdi. Düşman oracıkta bilincini kaybedip yere yığıldı. Tahutia derhal onu deri kayışlarla bağladı, ellerine ve ayaklarına bakır prangalar vurdu.
Ardından Tahutia, daha önceden hazırlattığı iki yüz devasa küfeyi (sepeti) getirtti. İki yüz en seçkin askerini bu küfelerin içine gizledi; geri kalan küfeleri ise ipler, prangalar ve zincirlerle doldurdu. Küfelerin ağzını mühürledi.
Askerlerine şu emri verdi:
Şehrin içine girdiğinizde küfeleri yırtıp çıkacaksınız. Yafa’nın tüm halkını esir alıp bu prangaları onlara vuracaksınız!
Sonra Yafa’nın Düşmanı’nın arabacısına gidip ona şöyle dedi:
Git ve kraliçene (Düşman’ın karısına) müjde ver! Ona de ki: ‘Mısır generali Tahutia teslim oldu ve yenildi. İşte, ganimet olarak gönderdiği sepetler de şehre giriyor.
Beş yüz Mısır askeri, o ağır küfeleri sırtlanarak ganimet taşıyan köleler kılığında Yafa’nın devasa kapılarına dayandı. Şehirdeki muhafızlar ve halk, kendi liderlerinin zafer kazandığını ve bu küfelerin Mısır’dan alınan ganimetler olduğunu sanarak kapıları sonuna kadar açtılar.
Küfeler şehrin kalbine ulaştığı an, içindeki iki yüz ölümcül Mısır askeri aniden dışarı fırladı. Şehir halkı neye uğradığını şaşırmıştı. Yanlarında getirdikleri ipler ve prangalarla tüm Yafa muhafızlarını bağladılar ve o geçilmez şehri tek damla kan dökmeden, içeriden fethettiler.
Gece olduğunda Tahutia, Kral Men-kheper-ra’ya şu mesajı gönderdi: Sevinin! Yüce Tanrı Amon; Yafa’daki düşmanı, tüm halkını ve şehrini sizin ellerinize teslim etti. Şimdi esirleri size gönderiyorum ki, babanız Amon’un tapınağını onlarla doldurasınız.
İNCELEME VE TARİHSEL GERÇEKLER
Harris Papirüsü ve Gerçek Bir General Bu eşsiz askeri kurnazlık destanı, günümüzde British Museum’da korunan meşhur Harris 500 Papirüsünde yer almaktadır. Hikaye ilk bakışta bir masal veya abartılı bir kahramanlık destanı gibi görünsede General Tahutia (Djehuty) tamamen gerçek tarihi bir figürdür. Gerçekten de Firavun III. Thutmose’nin ordularına komuta etmiş, Suriye ve Filistin seferlerinde büyük başarılar kazanmış bir komutandır. Hatta Firavun’un ona başarılarından dolayı hediye ettiği muazzam işçilikli altın kase bugün Paris’teki Louvre Müzesi’nde, şahsi hançeri ise Almanya’da sergilenmektedir.
Yafa’nın Fethi destanı, Askerlerin küfelerin (sepetlerin) içine gizlenerek düşman kalesine hediye veya ganimet adı altında sokulması motifi yüzyıllar sonra Antik Yunan destanlarındaki Truva Atına ve efsanevi Binbir Gece Masalları’ndaki Ali Baba ve Kırk Haramilerin küplere saklanma sahnesine ilham vermiştir. Dünya üzerindeki bu kurgunun bilinen en eski ve orijinal hali Antik Mısır’a, işte bu papirüse aittir.
Hikayedeki en dikkat çekici fantastik unsuru, III. Thutmose’nin mucizeler yaratan Büyük Asasıdır. Mısır inancında Firavun sadece bir kral değil, aynı zamanda yaşayan bir tanrıdır. Onun dokunduğu, kullandığı şahsi eşyaların (özellikle asa gibi otorite sembollerinin) düşmanları alt edecek ilahi bir büyüye sahip olduğuna inanılırdı. Tahutia’nın sadece kendi bilek gücüyle değil, bizzat Firavun’un asasını kullanarak düşmanı yere sermesi, zaferin asıl sahibinin tanrısal kral (Thutmose) olduğunu vurgulamak içindir.
Yafa gibi yüksek surlara sahip, kuşatması aylar hatta yıllar sürebilecek bir Kenan şehrinin, kan dökülmeden ve ordular yıpratılmadan sadece kıvrak bir zeka ile içeriden fethedilmesi, Mısırlıların kaba kuvvetten ziyade askeri stratejiye verdikleri önemi gösterir.

