Radjedef’in Abu Roash’taki yarım kalmış piramidi, babası Khufu’nun mimari mirasını sürdürme çabasının bir izini taşırken, Khafra döneminde Giza’da inşa edilen piramit ve tapınak kompleksi, Eski Krallık anıtsal mimarisinin zirvesini temsil eden yapılardan birisidir. [1] Khafra’nın piramidi her ne kadar Khufu’nunkinden daha kısa olsa da Giza platosunun daha yüksek bir noktasına inşa edilmesiyle birlikte fiziksel bir üstünlük hissi yaratır; bu da mimaride mekânsal hâkimiyet arayışının erken örneklerinden biridir.

Piramit yapısının iç düzeni, Khufu’nunki kadar karmaşık olmamakla birlikte, işlevsel ve doğrudan bir tasarım anlayışıyla mezar odasına yönlendirilmiştir. Ancak, asıl anıtsallık, bu piramitin çevresine inşa edilen kapsamlı ve simgesel yapılarda belirginleşir. Doğusundaki mortuary (cenaze) tapınağı, beş heykel nişi, sütunlu avlu ve kutsal mekânlarıyla, sonraki tüm kraliyet tapınakları için şablon niteliği taşır. Tapınağın devasa granit bloklarla inşa edilmiş olması hem kaynak kullanımının hem de kraliyet kudretinin bir ifadesi olarak okunmalıdır. Yaklaşık 1.5 kilometrelik tören yolu (causeway), piramit ile vadideki tapınağı birbirine bağlarken, törenlerin ve kutsal geçitlerin fiziksel sahnesini oluşturur. Vadideki tapınak, kırmızı cilalı granit sütunlar ve zeminiyle, kralın tanrılarla olan temasının mekânı olarak işlev görmüştür. Tapınağın T biçimindeki salonuna dizilmiş 22 heykel kaidesi, kraliyet varlığının sürekli temsilini simgeler.
Bu kompleksin en dikkat çekici parçası ise, kuşkusuz, büyük kireçtaşı kayasından oyulan ve Khafra’nın yüzünü taşıyan Büyük Sfenks’tir. Aslan gövdeli, insan başlı bu dev heykel, kralın gücünü, koruyucu doğasını ve güneş tanrısı Ra’ya olan bağlılığını sembolize eder.[2] Sfenks’in, doğuya dönük oluşuyla güneşin doğuşuna tanıklık etmesi ve Horus’un koruyucu figürüyle bütünleşmesi, firavunun yeryüzündeki tanrısal temsilciliğini vurgular. Sfenks Tapınağı ile planlanan ama tamamlanmamış doğu-batı eksenli kutsal mekânlar, muhtemelen güneş kültüne yönelik ritüeller için tasarlanmıştı. Sonraki dönemlerde bu alanın yeniden onarılması ve Amenhotep II gibi kralların bu kültü sürdürmesi, Sfenks’in ve Khafra’nın anıt kompleksinin sadece mimari değil, ideolojik olarak da uzun soluklu bir etki yarattığını gösterir. Böylece Khafra’nın anıtsal yapıları, Eski Krallık mimarisinde hem teknik yetkinliğin hem de firavun ideolojisinin bir vitrini olarak değerlendirilebilir.
[1] Rainer Stadelmann, Die ägyptischen Pyramiden: Vom Ziegelbau zum Weltwunder, Verlag Philipp von Zabern, Mainz am Rhein, 1997, s. 120-125.
[2] Dieter Arnold, The Encyclopaedia of Ancient Egyptian Architecture, I.B. Tauris, London, 2003, s. 95–98.

