Antik Mısır’ın Yeni Krallık döneminin başında, Mısır’ı bir dünya gücüne dönüştürecek olan 18. Hanedanlık’ta tahta çıkan I. Thutmose ( yakl. MÖ 1506–1493), Mısır tarihinin seyrini değiştiren en önemli firavunlardan biridir. Selefi I.Amenhotep‘in doğrudan varisi olmamasına rağmen, askeri dehası, iddialı inşaat projeleri ve en önemlisi kraliyet defin geleneğini kökten değiştirmeler yaşanmıştır, Mısır İmparatorluğu’nun “altın çağı” olarak bilinecek dönemin temellerini atmıştır. O, hem Mısır ordularını Fırat Nehri’ne kadar götüren ilk firavun hem de piramitlerin görkemli geleneğini terk ederek mezarını Krallar Vadisi’ne gizleyen ilk hükümdardır.
I. Thutmose, kraliyet soyundan gelmiyordu; büyük olasılıkla hanedanlığın kurucusu I. Ahmose’nin oğlu olan selefi I. Amenhotep’in ordusunda seçkin bir komutandı. Tahta nasıl geçtiği tam olarak net olmasa da, iktidarını sağlamlaştırmak için kraliyet ailesiyle güçlü bir bağ kurmuştur. I. Thutmose, (muhtemelen I. Ahmose’nin kızı ve I. Amenhotep’in kız kardeşi olan) “Büyük Kraliyet Eşi” Kraliçe Ahmose ile evlendi. Bu evlilik, onun taht üzerindeki iddiasını ilahi ve yasal olarak meşrulaştırdı. Bu birliktelikten doğan kızı, daha sonra Mısır tarihinin en güçlü kadın firavunu olacak olan Hatşepsut‘tur.

I. Thutmose, Mısır’ı bir imparatorluğa dönüştüren askeri seferleriyle anılır. Hükümdarlığı, Mısır’ın sınırlarını hem güneye (Nubia) hem de kuzeydoğuya (Suriye-Filistin) doğru agresif bir şekilde genişletmesine tanıklık etmiştir.
Nubia (Kuş) Seferi: Tahta çıktıktan hemen sonra, güneydeki zengin altın kaynaklarına sahip Nubia’da çıkan bir isyanı bastırmak için güneye yöneldi. Ordularını Nil’in Dördüncü Çağlayanı’nın da ötesine, Tombos’a kadar ilerleterek Mısır’ın egemenliğini daha önce hiç olmadığı kadar güneye taşıdı. Kayıtlar, isyancı Nubyalı şefin cesedini, Mısır’a dönüş yolculuğunda ibret olması için gemisinin pruvasına (ön kısmına) astırdığını anlatır. Bu, Mısır’ın Nubia üzerindeki hakimiyetini perçinleyen acımasız bir güç gösterisiydi.
Suriye ve Fırat Nehri Seferi: I. Thutmose’nin en çığır açan askeri başarısı, Asya’ya yaptığı seferdir. Mısır ordularının başında, o dönemin en büyük rakibi olan Mitanni İmparatorluğu ile yüzleşmek için Suriye’ye yürüdü. Tarihte bir ilki başararak ordularını Fırat Nehri’nin (Mısırlıların “ters dönmüş nehir” dediği) doğu yakasına geçirdi. Burada bir zafer steli (anıt taş) dikerek Mısır’ın etki alanının sınırlarını resmen belirledi. Bu sefer, III. Thutmose ve II. Ramses gibi gelecekteki büyük savaşçı firavunların izleyeceği yolu açan, Mısır’ın emperyal politikasının başlangıcıydı.
Askeri zaferlerinden elde ettiği ganimetleri, tanrıları, özellikle de imparatorluğun baş tanrısı Amun-Ra’yı onurlandırmak için kullandı. I. Thutmose, Karnak Tapınağı’nı Mısır’ın ulusal dini merkezi haline getiren ilk firavunlardan biridir. Karnak’taki katkıları devasaydı:
Tapınağın ana girişine devasa Dördüncü ve Beşinci Pilonları (anıtsal kapı kuleleri) inşa ettirdi.

Bu pilonların arasına, daha sonra I. Seti ve II. Ramses tarafından tamamlanacak olan ünlü Büyük Hipostil Salonu’nun ilk sütunlarını diktirdi.
Tapınağın kalbine, Mısır’da ayakta kalan en eski devasa dikilitaşlardan ikisini yerleştirdi (bunlardan biri bugün hâlâ Karnak’ta ayaktadır).
I. Thutmose’nin belki de en kalıcı mirası, defin geleneğinde yaptığı devrimdir. O, piramitlerin ve anıtsal mezarların, firavunların ebedi istirahatını sağlamak yerine mezar soyguncuları için bir hedef haline geldiğini fark etti. Bu sorunu çözmek için, mezarının tamamen gizli tutulmasına karar verdi. Bu kutsal ve gizli görev için güvendiği mimarı Ineni’yi görevlendirdi. Ineni, kendi mezar duvarlarındaki otobiyografisinde bu anı şu ünlü sözlerle övünerek anlatır: “Majestelerinin kaya mezarının kazısını ben denetledim; tek başıma, kimse görmeden, kimse duymadan.”
I. Thutmose, mezar yeri olarak Teb’in batı yakasındaki sarp kayalıklar arasında, bugün Krallar Vadisi olarak bilinen izole vadiyi seçen ilk firavun oldu. Onun için kazılan ilk mezar KV38’dir. Bu, mimarinin değil, gizliliğin ön planda olduğu, kayaya oyulmuş basit bir şaft mezarıydı.
Daha sonra, kızı Hatşepsut, babasının mumyasını (ve kendi mumyasını) kendi anıtsal mezarı olan KV20’ye taşıttırmıştır. (Mumyası daha sonra DB320 Kraliyet Zulası‘nda yeniden keşfedilmiştir).
Dipnot-Kaynakça

